Into to the Night


Neredeyse netflix de izleyecek bir şey kalmadı diye hayıflanırken, Into to the Night ilaç gibi gelen bir mini-dizi olarak çıkış yaptı.Tam olarak dizi diyemeyeceğim çünkü ilk sezon sadece 3 saat 28 dakika sürdü.Türk televizyon dizilerinin bir bölümünün 3 saat 28 dakika sürdüğünü düşünürsek, Into to The Night’a dizi demek haksızlık olur.Akıcı ve heyecanlı bir dizi olan Into to The Night , 6 bölümden oluşuyor ve her bölüm bir karakterin ismini alıyor.İşin bu kısmı güzel işlenmiş çünkü,6 farklı karakterin de flash-back sahneleri mevcut.Farklı farklı geçmişlere sahip olduğunu gördüğümüz bu insanların, güneşin getirdiği öldürücü tehditten kaçınmak adına; bir uçakla batıya doğru ilerlemesini anlatıyor dizi.Baş rolde ki karakterlerden bir tanesinin Türk olması, biz Türk izleyiciler için alışık olmadığımız bir durum.Neticesiyle, diziden çok Ayaz karakterini canlandıran Mehmet Kurtuluş daha popüler hale geldi ülkemizde.Belçika yapımı olan bu dizide, yabancı karakter olarak sadece Türk olmamakla birlikte ; Rusya, İtalya gibi milletlerden karakterler olduğunu da not düşeyim.Benim için dizide Türk olmasından daha güzel olan gelişme de bu kadar farklı milletin bir araya gelmesiydi.Fakat, alıştığımız yurt dışı yapımlarında ki gibi Türk milletini aşağılayıcı, araplaştırıcı olaylar bu dizide bulunmuyor.Aksine,Türk karakteri çok gerçekçi olmuş.(rus kızıyla bile flörtleşiyor daha ne kadar türk olsun?)

Dizide bulunan Türk karakterinin yanı sıra benim için ilginç olan şey, dizinin yaratıcısı Jason George olması.Kendisi Atiye ve Hakan Muhafız’ın da yaratıcısı.Belli ki abimiz, kozmik ve fantastik olayları seviyor.Ata Demirel’in bir röportajında, ” Ben gerçek hayatta gerçekleştiremediğim şeyleri filmlerimde gerçekleştiriyorum.Çanakkale’de yaşamak isterdim hep,bu yüzden orada film çektim.Klarnet çalmak isterdim, klarnet çaldığım filmler çektim.” demesine istinaden, George abimizin de Türkiye’ye karşı bir burukluğu olduğuna eminim.

Dizinin heyecanlı olduğundan bahsetmiştim.Zaten heyecanlı olan bir içeriği; iyi işleyen bir yönetmen ve bunu destekleyen bir müziğin olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.Özellikle dizinin giriş bölümlerinde yer alan müzik, heyecana kapılmanızı kolaylaştırıyor diyebilirim.Bununla birlikte, çoğu sahnenin çekimi güzel olmuş diyebilirim.Dizide ” Into to the Night ” cümlesi bir kez geçmesine rağmen, geçtiği sahne ve arka plan müziği ile akılda kalıcı oluyor.(2.bölüm final sahnesi.)

Bu kadar övülecek dizi mi? Tabi ki hayır.Dizi de gerçekten çok fazla saçmalık bulunuyor.Kozmik bir dizi olduğu için gerçekçiliği bu kadar göz ardı etmesi kabul edilebilir bir durum değil.Kadın, youtube’dan video izleyerek uçak indiriyor.(ben youtube’dan video izleyerek yumurta kıramıyorum.) Ayrıca bir sahnede uçağın arkasından ateş eden adam, mermiyi yan cama isabet ettiriyor.Tabi olayın akıcılığı ve benim izlencek herhangi bir şeye muhtaçlığım ile bunları göz ardı ettim.Son olarak uçak yolculuğu ile ilgili teknik olarak bir sürü saçmalık olduğuna yemin edebilirim,ama maalesef ispatlayamam.(google’da search edebilirsiniz,eminim uçakla ilgili teknik hatalar mevcuttur.)

Toparlamadan önce son bir noktaya değinmek istiyorum.Pandemi yaşadığımız bugünlerde, ” insanlar toplumun iyiliği için bir araya gelip birleşebilir mi yoksa kişisel çıkarları daha mı ağır basar? ” sorusunu sormadan duramıyordum.Dizide buna benzer bir durum yaşanıyor ve insanların birleşebileceğini işliyor.

Sizde izlediyseniz yorumlarınızı aşağıya bırakmanızı bekliyorum.Ayrıca 3 saatlik bir dizi, inanıyorum ki bir ara izlersiniz.

Yorum Yap