Dogs Of Berlin

Bahis baronları, şike yapan futbolcular , Berlin gettosu, underground rap hareketleri , neonaziler ve Alman polisi.Buraya kadar yazdıklarımın bile izlemek için size yeterli gelmiş olması lazım.Yetmeyenler içinse gelin bir de benim gözümden Dogs Of Berlin’in detayına inelim.

2018’de ilk sezonu yayınlanan Alman yapımı Dogs Of Berlin ; Mesut Özil’in , Almanya-Türkiye maçından önce cinayete kurban gitmesi üzerine gelişen olayları anlatıyor.Cinayeti aydınlatmak üzere görevlendirilen Alman polis Kurt Grimmer, bulaştığı illegal işler ile soruşturma boyunca yüzleşmek zorunda kalıyor.Yasa dışı bahis oynama alışkanlığından kurtulamayan Grimmer, Mesut Özil’in ölümünü tanıdığı bir kaç bahis baronu ile ilişkilendirir ve soruşturmayı o tarafa doğru sürükler.Mesut Özil’in aynı zamanda Türk vatandaşı olmasından ötürü, medyayı susturmak isteyen Almanya Hükümeti , davayı soruşturması adına Grimmer’e partner olarak, kariyeri başarısızlıklarla dolu olan Türk polis Erol Birkan’ı da davaya atar..İşler Kurt Grimmer için çok daha farklı. Her fırsatta boktan bir durumun içinde kendisini bulan Kurt, suçlular ile olan özel davalarını da işin içine karıştırarak herkesi içeri tıkmak için elinden geleni yapıyor.

İnsanlar korkuyor, korku nefreti doğurur.

Diziyi izlerken Alman halkının göçmen meselesine nasıl yaklaştığına dair kesitler de görüyoruz. Kurt Grimmer’in annesinin, torunlarıını parka götürdüğünde şahit olduğumuz yabancı nefreti, bize oldukça fazla şeyi sorgulatıyor aslında. “Niye kaydıraktan siz kaymıyorsunuz, bu ülke bizim” sorusuna küçük çocuğun verdiği “Ama bizden önce onlar sıradaydı” cevabı, farklılıklara karşı nefretin nasıl da sonradan öğrenildiğini yüzümüze çarpıyor adeta. Ülkemizdeki göçmenlere gösterilen nefret Almanya’da Türklere gösterildiğinde kızmaya, göstermediğimiz toleransı kendimize karşı beklemeye hakkımız var mı? Dogs of Berlin, sürükleyici hikayesi ve olağanüstü oyunculuklarının yanında, bir toplumun korkusunun öfkeye, öfkesinin nefrete dönüşünü arka planda oldukça iyi anlatıyor aslında. Peki olayın gerçeklik boyutu nedir? Ülkemizi ve birçok Avrupa ülkesini oldukça ilgilendiren göçmen meselesi böyle bir boyut alabilir mi? Farklılıklara karşı toleransımız çok mu düşük? Bizden farklı olandan nefret etmeye hakkımız var mı? Vaktiniz varsa diziyi mutlaka izleyin, sorular zaten kafanızı kurcalıyor olacak! Almanya’da Türklere karşı yapılan ırkçılığı “Almancı” tabiriyle sık sık önümüze getiren diziyi izlediğiniz her saniyede, Berlin’de yaşayan bir Türk olmanın aslında ne kadar zorlu bir yolculuk olduğunu fark ediyorsunuz.

Yorum Yap